
Maden İhalelerinde Geçici Teminat Bedelinin İadesi
Öncelikle maden ihalelerine ve iptallerine ilişkin ilgili mevzuat şu şekildedir;
|
MADEN KANUNU
MADEN SAHALARI İHALE YÖNETMELİĞİ İhaleyi kazananın ve sırası gelenin süresi içerisinde ihale bedelini yatırması zorunludur. Aksi halde müracaatçı hakkını kaybeder ve ihale teminatı irat kaydedilir. İhalenin Ertelenmesi Ve İptali Madde 23 Genel Müdürlük gerekli gördüğü hallerde ihaleyi iptal edebilir. İhalenin iptal edilmesi durumunda müracaatçılar bir hak talep edemez. Ancak, yatırılan işletme ruhsat taban bedeli ve teminatlar iade edilir. |
Söz konusu ihale neticesinde maden ruhsatının sit alanlarında olduğu anlaşıldığında ise aşağıdaki mevzuat hükümleri uygulanır.
|
MADENCİLİK FAALİYETLERİ İZİN YÖNETMELİĞİ Maden ruhsat sahibi, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu alanlarda; sondaj, yarma, galeri gibi maden arama faaliyetleri yapılmadan önce gerekli belgelerle valiliğe veya ilgili kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulu müdürlüğüne bir dilekçe ile başvurur. Üretim Faaliyetleri Madde 49 Maden üretim faaliyetinde bulunmak isteyen maden ruhsat sahibi; gerekli belgelerle valiliğe veya Kültür ve Turizm Bakanlığına müracaat eder. Kültür ve Turizm Bakanlığınca, izin talep edilen alanda çevresel etki değerlendirmesi prosedürü kapsamında belirlenen esaslar doğrultusunda madencilik faaliyetlerine izin verilebilir. Çevresel etki değerlendirmesi prosedürüne tabi olmayan madencilik faaliyetlerinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenen esaslara göre üretim faaliyeti yapılır. Madencilik Faaliyetleri Sırasında Kültür Ve Tabiat Varlığına Rastlanması Madde 50 Madencilik faaliyetleri esnasında kültür ve tabiat varlıklarına rastlanması halinde maden ruhsat sahibi, kültür ve tabiat varlığının olduğu alandaki faaliyetini geçici olarak durdurarak en geç üç gün içinde en yakın müze müdürlüğüne, mülki idare amirliğine veya Genel Müdürlüğe bildirir. En geç on gün içinde ilgili bakanlık ve Genel Müdürlük elemanlarından oluşacak bir heyet yerinde incelemelerini yapar. Yapılan inceleme sonucu, hazırlanan raporlar göz önünde bulundurularak o alandaki faaliyetin durumuna ilişkin ilgili kurulca karar verilir. Kültür Ve Tabiat Varlıklarının Zarar Görmesi Madde 51 Madencilik faaliyetleri esnasında korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bilerek yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına sebebiyet veren veya kültür ve tabiat varlığına rastlanıldığında haber vermeyen ruhsat sahiplerine ait alanlardaki faaliyet durdurularak Kanun ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümleri uygulanır. Kültür Ve Tabiat Varlığı ve Doğal Sit Alanlarının Tespit ve Tescilinde Görüş Alınması Madde 52 Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti ve genişletilmesi, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. İzinsiz Müdahale ve Kullanma Yasağı Madde 9
Yetki ve Yöntem Madde 10
Devir Yasağı Madde 13
Kullanma Madde 14 Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının intifa haklarının, belirli sürelerle kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere, Devlet dairelerine, kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu menfaatine yararlı milli derneklere bırakılması veya gerçek ve tüzelkişilere kiraya verilmesi, Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine tabidir. |
İdare hukukunun temel ilkelerinden biri, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygun olmasıdır. Özellikle madencilik faaliyetleri gibi çevre, kültürel miras ve kamu yararını doğrudan ilgilendiren alanlarda idarenin özen yükümlülüğü daha da önem kazanmaktadır. Nitekim Danıştay tarafından verilen dikkat çekici bir kararda, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunan kültürel miras alanına yakın bir maden sahasının ihaleye çıkarılması nedeniyle teminatın irat kaydedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Tarafımızca takip edilen bu dava, özellikle MAPEG maden sahası ihaleleri bakımından önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.
|
(İşbu karar tarafımıza aittir.) DANIŞTAY 13. DAİRE Esas No:2025/xxxx Karar No:2025/xxxx
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce 07/08/20xx tarihinde Mardin ili hudutlarında bulunan ER:35xxxxx sayılı sahaya yönelik II. Grup maden ruhsatı ihalesi gerçekleştirilmiştir.
İhaleye biri davacı olmak üzere dört istekli katılmış, kapalı teklif zarflarının açılmasından sonra üç istekli ile açık artırma aşamasına geçilmiş, ihale en yüksek teklifi veren davacının uhdesinde kalmıştır.
Davacı tarafından 22/08/20xx tarihinde "35xxxxx erişim numaralı sahanın ihalesinin yapılarak uhdesinde kaldığı, ihalesi yapılmış olan saha ve bölgedeki diğer taş ocaklarının XX Manastırı yakınlarında bulunması ve UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil edildiğinden dolayı bölgede madencilik faaliyeti yapılamayacağından ihale bedelinin ödenmediği, daha fazla mağduriyet yaşanmaması için 35xxxxx erişim numaralı sahanın ihalesinin iptal edilmesi" talebiyle davalı idareye başvuruda bulunulmuştur.
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün 10/09/20xx tarih ve 2xxxxxxxxx sayılı işlemiyle, "3213 sayılı Maden Kanunu'nun 30. maddesi gereği 10/06/20xx tarih ve XX sayılı Bakanlık Oluru ile ihale edilmek üzere ilan edilen Mardin ili dahilindeki 35xxxxx erişim numaralı sahanın ihalesinin 07/08/20XX tarihinde yapıldığı, söz konusu ihalede davacının birinci sırada hak sağlamış olduğu ancak ihale bedelini yatırmadığı, 2. sırada yer alan teklif sahibinin de ihale bedelini yatırmaması nedeni ile 1. sırada yer alan teklif sahibi ile 3. sırada yer alan teklif sahibi tarafından verilen teklifler arasında fiyat farkı olması nedeni ile kamu yararı açısından ihalenin iptal edildiği, bu nedenle, davacı tarafından Mardin ili dahilindeki 35xxxxx erişim numaralı sahanın ihalesi için yatırılan ihale teminatının, Maden Sahaları İhale Yönetmeliği'nin 21/3. maddesi kapsamında irat kaydedildiği, aynı yönetmeliğin 26/1. maddesin kapsamında işlem tesis edileceği" değerlendirmelerine yer verilerek davacının başvurusu reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan sahaya yönelik ruhsat ihalesinin iptali ve davacının ihaleye katılmak üzere yatırdığı geçici teminat bedelinin irat kaydedilmesine ilişkin 10/09/20xx tarih ve 2xxxxxxxxx sayılı işlemin iptali ile ihaleye katılmak için ödenen bedellerin iadesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Maden sahaları ihalelerine katılmak üzere başvuruda bulunanların nakit veya banka teminat mektubu olarak hazırladıkları ihale teminatını başvuru ekinde sunmaları gerekmektedir. İhale komisyonunun teklif edilen ihale bedelini uygun görmesi halinde ihaleyi kazanan istekliye ihale bedelini yatırması için 10 (on) iş günü süre verilir. İhale bedelinin verilen süre içerisinde Genel Müdürlükçe isteklilere önceden bildirilen kurumsal banka hesaplarına ihale şartnamesinde belirlenen yöntemler kullanılarak yatırılması gerekir. İhale uhdesinde kalan isteklilerce ihale komisyonu tarafından sonuçlandırılan ihale bedelinin belirlenen süre içerisinde öngörülen yöntemler kullanılarak ilgili banka hesabına yatırılmaması halinde ihaleye katılmak için gerekli olan teminat tutarı irat kaydedilir.
Yönetmeliğin 21. maddesinde, ihaleyi kazanan ilgiliye ihale bedelini yatırması için on iş günü süre verileceği, ihaleyi kazananın ve sırası gelenin süresi içerisinde ihale bedelini yatırmasının zorunlu olduğu, aksi halde müracaatçının ruhsattan doğan hakkını kaybedeceği ve ihale teminatının irat kaydedileceği; Şartnamenin 11. maddesinde ise, ihalede ruhsat almaya hak kazanan teklif sahiplerinin ihalede teklif ettikleri ihale bedelini süresi içinde ilgili banka hesabına yatırmaması halinde ihale teminatlarının irat kaydedileceği kuralına yer verildiğinden, uhdesinde kalan ihale bedelini süresi içerisinde yatırmayan isteklinin teminatının irat kaydedileceğinde tereddüt bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, ilk müracaat veya ihale yoluyla yapılacak ruhsatlandırmalara konu alanlara ilişkin olarak iki türlü kısıtlamaya gidilebileceği, bunlardan birincisinin Maden Kanunu'ndan, ikincisinin ise diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalardan kaynaklanabileceği anlaşılmaktadır.
Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasında, ilk müracaat veya ihale yoluyla yapılacak ruhsatlandırmalarda müracaatın yapılacağı alanların, diğer kanunlarla getirilen kısıtlamalar göz önüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabileceği, kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanların ihale yoluyla aramalara açılacağı ve bu kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlamanın ancak kanunla yapılabileceği belirtildikten sonra, maddenin diğer fıkralarında madencilik faaliyetlerine ilişkin kısıtlamalara yer verilmiş; ikinci fıkrasında ise 1. derece sit alanlarına ilişkin olarak izin sistemi getirilmiştir.
Nitekim, Kanun'un 7. maddesinin gerekçesinde de, Kanunlarla getirilen kısıtlamalar sonucunda madencilik yapılması yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nce tamamen madencilik faaliyetlerine kapatılabileceği belirtilmiştir.
Hukuk devletinin en önemli unsurlarından biri de ölçülülük ilkesidir. Ölçülülük ilkesi, bir hukuki tasarruf ile elde edilmek istenen amaç ve kullanılan araç arasında hakkaniyete uygun adil bir dengenin bulunması gereğini ifade eder.
İdareler, takdir yetkisine sahip oldukları ya da bir değerlendirme yapma durumunda bulundukları her bir somut olayın özelliklerini göz önüne alarak konuyu değerlendirmeli, yaptıkları düzenlemelerde ve tesis ettikleri işlemlerde, kendilerine tanınan takdir yetkisini, kanunların sınırları içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak ve ölçülülük ilkesini dikkate alarak kullanmalıdır.
Maden Kanunu’nun 7. maddesinin birinci fıkrasında, ilk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırmalarda müracaatın yapılacağı alanların, Maden Kanunu ve diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar göz önüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabileceği belirtilerek idareye sorumluluk yüklenmiştir. Bu durumda idareden beklenen, madencilik faaliyetinin yapılması yasak olan veya uygun olmadığı sonradan anlaşılan alanların madencilik faaliyetlerine kapatılmasıdır. Başka bir anlatımla, ihale konusu edilen maden sahasının madencilik faaliyeti için yasak bir alanda olmaması ve maden arama ve işletmeye uygun olması ihaleyi yapan ve ruhsatı veren idarenin sorumluluğundadır.
Ara kararları üzerine ilgili Bakanlıklar tarafından yapılan açıklamalar irdelendiğinde, maden ruhsatı ihalesine konu sahanın ülkemizin evrensel prensiplere uygun olarak korunması gereken bir kültür varlığı olan XX Manastırının da içerisinde bulunduğu koruma altındaki peyzaj bölgesinde kaldığı, ihaleye konu maden sahasının arama veya/veya işletmeye alınması halinde korunması gereken kültür varlıklarının gerek yapısal özelliklerine gerekse özgün peyzajına zarar verilmesinin kuvvetle muhtemel olduğu, arama ve/veya işletme faaliyetlerine geçilmeden önce bu alanla ilgili ÇED sürecinin işletilmesi gerekeceği, ÇED sürecini işletecek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının bu sürece yönelik inceleme ve değerlendirmesini tamamen Kültür ve Turizm Bakanlığı, ilgili İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uhdesine bırakacağı ve kültür varlığı veya arkeolojik sit alanlarına olan etkiler konusunda bu kurumların görüş ve değerlendirmelerinin esas alınacağı, söz konusu kültür varlıkları nedeniyle davaya konu sahada arama ve/veya işletme şeklindeki her türlü madencilik faaliyetinin kültür varlıklarını olumsuz yönde etkileyeceği konusunda Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün görüşünün açık bir şekilde açıklandığı ve bu açıklamanın söz konusu alana yönelik ÇED sürecini de belirleyici nitelikte olduğu, davalı idare tarafından davaya konu maden sahasının ihaleye çıkartılması aşamasında anılan sahanın madencilik faaliyetlerine uygun olmadığına vakıf olunmamış ise de, davacı tarafından 22/08/2024 tarihinde yapılan başvuru üzerine ilgili kurumlarla yapılacak yazışmalar ve davacının başvuru ekinde sunduğu bilgi ve belgelerin yeterli düzeyde irdelenmesiyle ihaleye konu maden sahasının maden arama ve/veya işletme faaliyetlerine uygunluğunun ortaya koyulması ve davacının başvurusuna yeterli araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra yanıt verilmesi gerektiği, nitekim gelinen aşamada dava dosyası kapsamında yapılan araştırma üzerine dava konusu maden sahasının maden arama ve/veya işletme faaliyetlerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, idarenin, madencilik faaliyeti yapılması uygun olmayan bir alanı ruhsat müracaatlarına kapatması gerekirken, bu alanı madencilik faaliyetlerine açması ve madencilik faaliyeti yürütülmesinin mümkün olamamasından kaynaklanan sorumluluğu ihale uhdesinde kalan isteklilere yüklemesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
Dolayısıyla, davalı idarenin öncelikle üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek madencilik faaliyeti için uygun olmayan davaya konu saha için ihaleye çıkmaması gerekirken, söz konusu alanın madencilik faaliyetlerine elverişli olmamasından kaynaklanan sorumluluğu istekliye yüklemesi, isteklinin söz konusu sahanın maden arama ve/veya işletme faaliyetlerine uygun olmadığına yönelik güçlü maddi ve hukuki temeli bulunan iddialarını irdeleyerek sonradan ortaya çıkan hukuki duruma göre ihalenin iptaline ve ihale kapsamında ödenen teminatların iade edilmesi yoluna gitmek yerine, maden arama ve/veya işletme faaliyetlerine uygun olmayan sahaya yönelik ihaleyi sonuçlandırmak suretiyle ihale kapsamında ödenen teminatların irat kaydedilmesi yolunun tercih edilmesi hakkaniyet ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Buna göre, ihaleye konu alanın, 3213 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla madencilik faaliyetinin yasaklanması gereken bir alan olduğu, fiili imkansızlık nedeniyle bu alanda madencilik faaliyeti yapılamayacağının ihale sonrasında anlaşıldığı, bu nedenle hakkaniyet ve ölçülülük ilkeleri gereği dava konusu ihale kapsamında ödenen ihale bedelinin iadesi gerektiği açıktır.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca Ankara 16. İdare Mahkemesinin 13/03/2025 tarih ve E:2024/1963, K:2025/345 sayılı kararının BOZULMASINA,
3. DAVA KONUSU İŞLEMİN İPTALİNE,.... kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 09/09/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.,
(İŞBU KARAR KESİNLEŞMİŞTİR.)
|
Kararda öne çıkan hususlar şunlardır:
- İdarenin Sorumluluğu: Kararda, idarenin madencilik faaliyeti yapılması uygun olmayan bir alanı ihaleye çıkarmaması gerektiği vurgulanmıştır. İdarenin, madencilik faaliyeti yürütülmesinin mümkün olamamasından kaynaklanan sorumluluğu ihale uhdesinde kalan isteklilere yüklemesinin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı belirtilmiştir.
- Emsal Danıştay Kararı: İhale bedelinin iadesi yönünden madencilik faaliyetleri açısından kısıtlanan veya kısıtlanması gereken alanlarda hak sahibi tarafından izin alınamaması hali ile bu kapsamda bulunmayan yerlerle ilgili izinlerin alınamaması halinin birbirinden tam olarak ayrılmadığı, böylece idarenin ihaleye çıkmaması gereken bir alanı ihaleye çıkartmasındaki sorumluluğun tümüyle ihale alıcılarına yüklendiği gerekçesiyle Maden Sahaları İhale Yönetmeliği'nin 26. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği hatırlatılmıştır.
- Hakkaniyet ve Ölçülülük İlkesi: İhaleye konu alanın, 3213 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla madencilik faaliyetinin yasaklanması gereken bir alan olduğu, fiili imkansızlık nedeniyle bu alanda madencilik faaliyeti yapılamayacağının ihale sonrasında anlaşıldığı belirtilmiştir. Bu nedenle, hakkaniyet ve ölçülülük ilkeleri gereği dava konusu ihale kapsamında ödenen ihale bedelinin iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Kararda ayrıca ölçülülük ve hakkaniyet ilkelerine de yer verilmiştir. Madencilik faaliyetinin fiilen mümkün olmadığı bir sahada:
- İhalenin devam ettirilmesi,
- Teminatın irat kaydedilmesi,
- İsteklinin ekonomik yaptırımla karşı karşıya bırakılması
adil ve ölçülü bulunmamıştır.
- UNESCO Geçici Listesi hukuki bir etki doğurur: Henüz Dünya Mirası Listesi'ne alınmamış, yalnızca geçici listede yer alan bir alanın çevresinde yapılacak faaliyetler bile yargı tarafından dikkate alınmaktadır. Bu, kültürel miras alanlarına yakın yatırım planlayan tüm girişimciler için önemli bir sinyal niteliği taşımaktadır.
Bu karar, idarenin madencilik ihalelerinde daha dikkatli ve özenli davranması gerektiğini, madencilik faaliyetlerine uygun olmayan alanları ihaleye çıkarmaması gerektiğini ve aksi takdirde doğacak zararlardan sorumlu olacağını açıkça ortaya koymaktadır. Aynı zamanda, hakkaniyet ve ölçülülük ilkelerinin idari yargıdaki önemini bir kez daha vurgulamaktadır.
Maden sahası ihalelerine katılan isteklilerin, ihale uhdesinde kalmalarının ardından sahanın fiilen madencilik faaliyetine uygun olup olmadığını bağımsız uzman görüşleriyle teyit ettirmeleri kritik önem taşımaktadır. Bu davada olduğu gibi, idarenin hatalı ihale kararından kaynaklanan engellerle karşılaşılması durumunda hak kaybı yaşanmadan zamanında ve doğru hukuki adımların atılması, hem teminatın geri alınması hem de ihale yasağından korunulması açısından belirleyici olacaktır.