Blog'a Dön
POMEM ve PMYO Eğitim Sonu Sınavı (ESS) İptal Davası

POMEM ve PMYO Eğitim Sonu Sınavı (ESS) İptal Davası

Admin

Polis Meslek Eğitim Merkezi (POMEM) ve Polis Meslek Yüksekokulu (PMYO) bünyesinde yürütülen eğitim sürecinin son aşamasını oluşturan Eğitim Sonu Sınavı (ESS), polis memuru adaylarının mesleğe atanmadan önce geçmek zorunda olduğu bir sözlü mülakat sürecidir. Adayların 100 puan üzerinden en az 70 puan almaları gerekmekte; bu puanın altında kalanlar "başarısız" sayılarak okulla ilişkileri kesilmekte ve atamaları yapılmamaktadır.

8 Şubat 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle POMEM Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 16. maddesi yeniden düzenlenmiştir. Yapılan değişiklikle sınavlarda başarı barajı 70 puandan 60 puana indirilmiş; ayrıca bu puanın altında kalan öğrencilere bütünleme sınav hakkı tanınmıştır. Bütünleme sınavından da 60 puanın altında kalan öğrencilerin POMEM'den ilişiği kesilmektedir.

Bu değişiklik iki açıdan önem taşımaktadır. Birincisi, 60-70 puan bandında kalarak elenmiş adaylara ikinci bir değerlendirme fırsatı tanınmaktadır. İkincisi ise değişiklik öncesi dönemde 70 puanlık barajla haksız biçimde başarısız sayılan adayların geriye dönük hak iddiaları bakımından yeni bir tartışma zemini oluşturmaktadır.

Son yıllarda bu sınavın hukuka aykırı biçimde uygulandığına ilişkin çok sayıda iptal davası açılmış; idare mahkemeleri söz konusu iddiaları değerlendirerek pek çok durumda mülakatları iptal etmiştir.

ESS'nin Hukuki Dayanağı

Sınav, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun Ek 1. maddesi ile ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde yapılmaktadır. Dolayısıyla sınavın her aşamasının bu hukuki çerçeveye uygun yürütülmesi zorunludur. İdare mahkemeleri; mülakatlar gibi idarenin takdir yetkisini kullandığı işlemleri denetlerken keyfiliğe ve haksızlığa izin vermemekte, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka uygunluğunu incelemektedir.

Danıştay 12. Daire 29.11.2022 T. 2020/1651 E. 2022/5872 K.


Dava, Emniyet Genel Müdürlüğü Kadrolarına Polis Memuru ve Komiser Yardımcısı Rütbelerine Aday Memur Olarak Atanacaklara Uygulanacak Sınav Yönetmeliği'nin 5. maddesindeki; “öğrenim gören öğrencilerden öğrenim süresini başarıyla tamamlayan öğrenciler” ibaresinin; 7. maddesinin 2. fıkrasındaki “Komisyon, adaylara sorulacak soruları belirler” ibaresinin, aynı maddenin 3. fıkrasındaki “birden fazla sınav komisyonu oluşturulabileceği” ibaresinin, 8. maddesinin 4. fıkrasındaki; “Adayın sınavda başarılı sayılabilmesi için yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan alması gerekir.” ibaresinin, aynı maddenin 8. fıkrasındaki; “Sınav komisyonu kararlarına itiraz edilemez ibaresinin iptali yönünden incelendiğinde:

Hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri olan hukuk güvenliği ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Kanunlara güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu kanunların uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir.

Ancak güvenin korunması, mevcut bir hukuki durumun dokunulmazlığı anlamında da değerlendirilmemelidir. Hukuki güvenliğin mevcut bir hukuki durum için dokunulmazlık şeklinde algılanması, dinamik toplum yapısının kurallarla statik, durağan hâle getirilmesi sonucunu doğurur ki bu da toplumun çağın gerisinde kalmasına neden olabilir. Bu nedenle kanun koyucu, Anayasa’da öngörülen kurallar çerçevesinde diğer alanlarda olduğu gibi kamu görevine giriş koşullarıyla ilgili olarak da kamu yararı amacıyla bazı değişiklikler yapabilir ve bu değişiklikler kişilerin beklentilerini etkileyebilir.

Dava dosyasının incelemesinden, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 6638 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle eklenen Ek 1. maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanan ve 03/06/2015 tarihli ve 29375 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Emniyet Genel Müdürlüğü Kadrolarına Polis Memuru ve Komiser Yardımcısı Rütbelerine Aday Memur Olarak Atanacaklara Uygulanacak Sınav Yönetmeliği uyarınca Polis Meslek Eğitim Merkezi mezunları için eğitim sonu sözlü sınavı yapıldığı, aday polis memuru olarak atanabilmek için sözlü sınavdan alınması gereken asgari 70 puanı alamadığından bahisle bu sınavda başarısız sayılması üzerine, sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptali ile bu işlemin dayanağı olan, 03/06/2015 tarihli ve 29375 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Emniyet Genel Müdürlüğü Kadrolarına Polis Memuru ve Komiser Yardımcısı Rütbelerine Aday Memur Olarak Atanacaklara Uygulanacak Sınav Yönetmeliği'nin 5., 7. ve 8. maddelerinin yukarıda belirtilen hükümlerinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Dava konusu olayda; iptali istenen Yönetmeliğin dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 6638 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle eklenen Ek 1. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ...öğrenimine devam edenler dahil... ibaresinin Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 tarihli, E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla; öğrencilerin memuriyet hakkını kazanılmış bir hak olarak elde etmedikleri, zira bunların henüz memuriyete atanmadıkları ve memuriyetin bunlar yönünden bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş kişisel bir hakka dönüşmediği, kanun koyucunun, Anayasa’da öngörülen kurallar çerçevesinde diğer alanlarda olduğu gibi kamu görevine giriş koşullarıyla ilgili olarak da kamu yararı amacıyla bazı değişiklikler yapabileceği, bu değişikliklerin kişilerin beklentilerini etkileyebileceği, kişilerin meşru beklentileri aleyhine bir düzenleme yapılması söz konusu olmadığından kuralın kişilerin çalışma hürriyeti ve haklarına yönelik hukuki güvenliklerini ihlal eden bir yönü bulunmadığı ve anılan düzenleme emniyet hizmetlerinin daha iyi işlemesi amacıyla yapıldığından Anayasaya aykırı olmadığı gerekçesiyle iptal talebinin reddine karar verildiği görülmektedir.

Davacı hakkında düzenlenen sözlü sınav puan değerlendirme formu incelendiğinde, bir başkan ve dört üyeden oluşan sınav komisyonu tarafından 40 puan üzerinden mesleki bilgi düzeyi kriterine göre yapılan değerlendirmede bütün komisyon üyeleri tarafından 15 puan takdir edildiği; yine 20'şer puan üzerinden yapılan değerlendirmede bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü kriteri yönünden bütün komisyon üyeleri tarafından 15 puan takdir edildiği; öz güveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı kriteri ile liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu kriterine göre yapılan değerlendirmede bütün komisyon üyeleri tarafından her bir kriter için ayrı ayrı 10 puan takdir edildiği anlaşılmaktadır.

Davacı hakkında her bir kriter yönünden yapılan değerlendirmede bütün komisyon üyeleri tarafından ayrı ayrı değerlendirme yapılmasına rağmen bütün kriterler için komisyon üyelerinin aynı puanı takdir etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, takdir yetkisinin objektif kullanılmadığı sonucuna varıldığından, davacının, yapılan sözlü sınav neticesinde başarısız sayılması işleminde hukuka uygunluk görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;... Davacının sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin oyçokluğuyla İPTALİNE,..."

Mülakatın İptali İçin En Sık Başvurulan Gerekçeler

İdare mahkemelerinin mülakat işlemlerini iptal etmesine yol açan en yaygın hukuka aykırılık halleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Matbu ve gerekçesiz değerlendirme: Puan değerlendirme formundaki gerekçe kısmının boş bırakılması ya da "yetersiz", "mesleğe uygun değil" gibi tüm adaylar için kullanılabilecek soyut ve standart ifadelerle doldurulması, iptal kararlarının en temel gerekçesini oluşturmaktadır. İdare mahkemeleri, her adayın durumunun bireysel olarak değerlendirilmesini ve bu değerlendirmenin somut biçimde gerekçelendirilmesini aramaktadır.
  • Komisyonun hukuka aykırı oluşturulması: Mülakat komisyonunun bileşiminin ilgili mevzuata aykırı olması da iptal gerekçesi olarak kabul görmektedir.
  • Eşit işlem ilkesinin ihlali: Benzer durumdaki adayların farklı puanlar alması ya da değerlendirmenin tutarsız biçimde yürütülmesi, işlemi sakatlayan nedenler arasında sayılmaktadır.
  • Puanlamada nesnel ölçüt kullanılmaması: Adayın hangi kritere göre, hangi puanı aldığının somut olarak ortaya konulamaması halinde idare mahkemelerinin işlemi iptal ettiği görülmektedir.

Dava Açma Süreci

ESS sonucunun tebliğinden itibaren 60 gün içinde yetkili idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Dava açılırken yürütmenin durdurulması talebinin eklenmesi önerilmekle birlikte, ESS davalarında bu talebin kabulü her dosyada farklılık gösterebilmektedir.

İptal kararı kesinleşen adayların yeniden sınava alınması ya da doğrudan atamasının yapılması konusunda uygulamada farklı sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle dava sürecinin dikkatli ve aşama aşama takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Sonuç

Eğitim Sonu Sınavı, kâğıt üzerinde objektif bir değerlendirme süreci olarak tasarlanmış olsa da uygulamada gerekçesiz ve standart puanlamalar nedeniyle ciddi hak kayıplarına neden olmaktadır. Bu sınavda haksız biçimde başarısız sayılan adayların yargı yoluna başvurma hakkı bulunmakta olup sürelerin titizlikle korunması gerekmektedir.

Etiketler